Telefon: +90 264 8881999-2405 - E-mail: info@theembryologist.net TR / EN

Blog

 Anasayfa / Blog / Tüp bebek tedavisi ve stres.

Tüp bebek tedavisi ve stres.

Tarih:10.03.2017 Yazar:Ender Yalçınkaya Kalyan

Tüp bebek tedavisi her ne kadar eskiye göre daha konforlu bir tedavi haline gelmişse de, halen bu süreç hastalar ve biz çalışanlar açısından stresli bir süreç olmaya devam ediyor. Hastalar için evet stresli olması doğal ama çalışanlar için neden diye sorarsanız cevabı yazının sonunda bulabilirsiniz. Literatürde stresin tüp bebek tedavisi sürecinde yoğun hissedildiğine ve hatta sürece negatif etkilerinin olduğuna dair pek çok çalışma var. Stres hayatın her aşamasında insanların yaşamlarına ve sağlıkları üzerinde ciddi olumsuz etkilere nasıl sahipse, çocuk sahibi olmaya çalışmak için geçilen bu süreçte de oldukça kapsamlı bir yere sahip. Özellikle mahalle baskısının oldukça yoğun hissedildiği bu coğrafyada çocuk sahibi olamama durumu kişilerin üzerinde oldukça ciddi bir stres faktörü oluşturuyor. Konuştuğumuz pek çok hastadan konuyla ilgili çeşitli açıklamalar duyuyoruz. Hem kadınlar hem de erkekler bu baskıya maruz kalıyorlar maalesef. Her ne kadar algı yıllar içinde değişmiş olsa da (artık sosyal medya ve televizyonlarda sürekli olarak anlatılan bir tedavi haline geldiğinden), yine de halen kadınlar üzerindeki baskının (infertilite sebebi erkek faktörü bile olsa) daha fazla olduğunu görüyoruz. Hele de eşlerinden destek görmedikleri takdirde, bu süreç kadınlar için hem çok yorucu hem de çok üzücü geçebiliyor. Tabii daha tedaviye başlamadan stres biriktiren hastalar tüp bebek merkezlerine geldiğinde çalışanlar açısından da stres faktörü oluşturabiliyorlar. Özellikle doktorlar dışındaki kadro (tüp bebek hemşiresi, sekreter, embriyolog, vs..) ile süreç içerisinde çok fazla zaman geçirdiklerinden genelde içinde bulundukları durumu en çok onlara yansıtıyorlar. Yıllardır tanık olduğumuz başka bir durum ise bu coğrafyada insanların taleplerini, şikayetlerini özellikle de doktorlara karşı pek dile getirememeleri. Bazı hastalar (kadın ve erkek) doktor görüşmesine girdiklerinde o kadar heyecanlanıyorlar ki, sorularını geçtim adlarını bile unutabiliyorlar. Dolayısıyla dışarıdaki ekip gerçekten cankurtarıcı olabiliyorlar. Çünkü her türlü soruya (pozitif veya negatif) ve şikayete onlar maruz kalıyorlar. Tabii bu durum da bu çalışanlar üzerinde olumsuz bir durum yaratabiliyor. Aynı zamanda şikayetleri yazılı olarak bildirmelerini rica etsek de halen bunu yapmayı reddediyor hastalar; bu nedenle söyledikleri her şey, çalışanlar üzerinde stres yaratmaktan başka bir işe yaramıyor. Boşuna dememişler söz uçar yazı kalır diye; yazılı bildirilmeyen her şikayet ve soru cevapsız kalmaya mahkum oluyor.

Sürecin ne kadar stresli olduğunu gözönüne alırsak, tüp bebek merkezlerinde psikolog bulunması önem arzediyor. Bizler ne kadar hastaları dinlesek ve yardımcı olmaya çalışsak da, doğru yönlendirilmeleri açısından profesyonel destek almaları gerekebiliyor.

Sevgiyle kalın..